Doğum şekli mi, yaşam kalitesi mi?

Doğum oranları düşüyor evet!

Hatta Türkiye tarihinin en düşük doğum oranları açıklandı bu bir alarm zilinin çalıması demek.

Ama biz Türkiye’de aileler neden çocuk yapmıyor sorusunun sebebini konuşmamız gerekirken buzdağının üzerindeki pengueni konuşarak oyalanıyoruz

Peki NEDEN diye sorup çözüm üretmek yerine hemen kadınlara parmak sallanıyor:

Sezaryen mi, normal mi?!

Elbette arzulanan tıbbi müdahale olmadan bir doğumun gerçekleşmesi çünkü bir doğum uzmanının ifadesiyle;

“Sezeryan bir doğum şekli değildir
Sezeryan bir ameliyat şeklidir”

Çocukların, kadınların, ailelerin bunca sıkıntısı arasında iktidar ülkede hâlâ kadınların nasıl doğuracağının tartışılmasını istiyor !

Gençler evlenemiyor, kara kara düşünüyor, aileler çocuk yaparsak masraflarını nasıl karşılayacağız diyor

artık aileler bırakın 3. yü 1 çocuğa nasıl bakacağız sorusunun hesabını yapıyor.

Hatta sadece düşünme aşamasında kalıyor gençler, kadınlar doğuramıyor NİYE çünkü geçinemiyor!

Kadın aile gelirine katkıda bulunmaya kalksa
Kreş yok, güvence yok,

hatta mama yok, bez yok!
ücretli doğum izni kısıtlı.

Artık ülkemizde Çocuk doğurmak, büyütmek lüks!

Ve iktidar hâlâ çocuk yapın diyor.

Hangi çocuk?

Annesi çöp toplarken yanan çocuk mu?

MESEM’lerde çalışırken ölen çocuk mu?

Kontrolsüz Tarikat yurdunda kilitlenip yanan yavrular mı?

Suça sürüklenirken elinden tutulmayan, madde kullanımına, hırsızlığa itilen çocuklar mı?

Pazarda kaykay bakarken öldürülen Ahmet mi?

Yenidoğan ünitelerinde soluksuz kalan el kadar bebeklerimiz mi!?

Bu ülkede çocuklar ölüyor. Maddi gücü olup çocuk yapabilecek aileler de çocuğum nasıl hayatta kalır diye korkuyor!

İktidar ise doğum şeklini konuşuyor!

Keşke ülkemiz o refah seviyesinde olsaydı da biz de gönül rahatlığıyla destekleseydik.

Biz kadınlar doğurmayı da, anne olmayı da büyütmeyi de biliriz ve isteriz.

Ama iktidarın görevi önce bu ülkenin çocuklarına yaşama hakkı vermektir, ailelerin daralan gelirlerini artırmaktır, doğum şeklini sonra konuşuruz!

Yorum bırakın