Artan yoksulluk, huzursuzluk ve şiddet ortamında en çok örselenen kurumlardan biri aile. Bu yalnızca bir sosyal yapı değil; çocukların geleceğe hazırlandığı, yaşlıların huzur bulduğu ve engelli bireylerin desteklendiği temel bir sistem. Ancak bugün aile, ekonomik çöküşün ve sosyal çürümenin yükünü en ağır biçimde taşıyor. Aileyi fonlarla, sloganlarla ve kısa vadeli çözümlerle koruyabileceğinize inanıyorsanız, gerçeklikten koptunuz demektir.
Aile: Hayatın Ta Kendisi
Ailenin korunması, “Üç çocuk yapın” çağrıları ya da fonlar ayrılarak, uzun tiratlar atılarak sağlanamaz. Aile, hayatın ta kendisidir. Onu korumak için öncelikle hayatın içindeki çürümeyi temizlemek, ekonomik sorunları çözmek ve koruyucu önleyici politikalarla desteklemek gerekir. Güçlü bir aile yapısı ancak bireylerin huzurlu, umutlu ve dirençli olabildiği bir ortamda inşa edilebilir.
Kadınlar, gençler ve aile babaları ekonomik krizle boğuşurken, toplumsal huzurdan bahsetmek hayalciliktir. Sosyal yardımları sürekli genişletmek yerine, sosyal hizmet modelleriyle bireyleri üretken ve uyumlu bir şekilde topluma kazandırmalıyız.
Devletin Görevi: Vatandaşına Sahip Çıkmak
Bugün gençler, daha iyi bir hayat umuduyla ülkelerinden kaçıyor. Bu göç dalgasını tersine çevirmek, vatandaşlara gelecek umudu ve mücadele motivasyonu sağlamakla mümkündür. Vatan sevgisi, ders kitaplarında ezberletilen kuru bilgilerle değil; vatandaşına arka çıkan, yaşamaya değer bir düzen kuran devlet politikalarıyla oluşur.
Cumhuriyetimizin kuruluş felsefesi, halkın refahını ve sosyal gelişimini önceleyen bir devlet yapısı üzerine kurulmuştu. Bugün bu ilkelerden ne kadar uzaklaştığımız ortada.
Acı Gerçekler: Bütçe ve Sosyal Devletin Çöküşü
2025 yılı için Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı bütçesi yüzde 21,73 artırılarak 407 milyar TL olarak teklif edildi. Bu, Merkezi Yönetim Bütçesi’nin yalnızca yüzde 2,76’sına denk geliyor. 2022’de bu oran yüzde 3,77 idi. Yıllar içinde düşen bu oran, sosyal devlet anlayışının ne derece zayıfladığını gösteriyor.
Hükümet kabul etmeli: Sosyal devletimiz çökmüştür. Bu gidişat, günü kurtarma odaklı, yüzeysel yaklaşımlarla düzeltilemez. Vatandaşı gerçekten önceleyen, kalkınmayı hedefleyen bir sosyal devlet anlayışı için Devlet Planlama Teşkilatı gibi kurumların geri dönmesi ve bütçe yönetiminin ehil kadrolara devredilmesi elzemdir.
Popülist Çözümler Çare Değil
Son günlerde sıkça duyduğumuz “Engelli Bakanlığı kurulsun” önerisi, bu çöküşe çözüm değildir. Sorunları bir bakanlıkla çözmek mümkünken yeni kadrolar ve binalar için kaynak harcayarak krizi daha da derinleştirmek, sistemsizlik içinde boğulmak demektir. Devletin kaynakları, gösterişli projelere değil, mevcut sistemde yapılacak akılcı reformlara harcanmalıdır.
Yoksulluk ve Aile Çöküşü: İstatistikler Yalan Söylemez
Ekonomik kriz, yalnızca rakamlarda değil, ailelerin günlük yaşamında hissediliyor. Bugün Türkiye’de her dört aileden üçü, tek maaşla yoksulluk sınırını geçemiyor. Enflasyon yüzde 1 arttığında, cinayet oranı yüzde 2 artıyor ve 1.024 çocuk daha suça sürükleniyor.
Bu, yalnızca bireysel değil, toplumsal bir çöküş demektir. Açlık sınırının altında maaş alan, çocuklarını yeterince besleyemeyen, eğitim masraflarını karşılayamayan ailelerden, sağlıklı bireyler ve nitelikli gelecek beklemek mümkün değil.

Çözüm Nedir?
Aileyi korumak, çocuklara güvenli bir gelecek sunmak ve sosyal adaleti sağlamak için gerçekçi bir bütçe yönetimine ve sosyal hizmet modellerine ihtiyaç var. Bizim önerilerimiz hazır. İktidarın da muhalefetin de bu önerilere kulak vermesi gerekiyor. Vatandaşlarımız, artık günü kurtarmaya yönelik söylemler yerine, akılcı ve çözüm odaklı politikalara itibar etmeli.
Aile nidalarının altında ezilen binlerce ailenin çığlığını duymanın zamanı geldi. Bu çığlık, sadece vicdanlara değil, siyasi iradeye de ulaşmalı. Çünkü bu millet, bu umursamazlığı hak etmiyor.
Evet, aile çok önemli bizim için de; ama o ailenin insan onuruna yaraşır şartlarda, refah içinde, mutlu yaşaması da çok önemli bizim için. Kadını, çocuğu, yaşlısı, genci de mutlu ve güvende olan bir aile bizim için temel öncelik.
İşte biz görevi devraldığımızda hızla yol alabilmek için güçlü çözümler ürettik:
- Biz, bu ailelerde iş-aile dengesinin kurulmasını sağlayacak tedbirler ve destekler sağlayacağız.
- Nitelikli, güvenli ve erişilebilir, mahalle bazlı kreşler ile tam gün ya da okul sonrası eğitmenli aktivite merkezlerini yaygınlaştıracağız.
- Ailelerin yaşlı ve engellilerinin bakım hizmetlerini destekleyeceğiz.
- Kadının istihdamda kalıcılığını destekleyecek, esnek ve hibrit çalışma modellerini geliştirecek, sosyal güvenlik sistemi ile uyumlu ve güvenceli bir sistem oluşturacağız.
- Kayıt dışı istihdamdaki kadın oranını düşürecek ve etkili denetimlerle mevzuat boşluklarını gidereceğiz.
- Kadınların çalışma şartları, ücret, izin, tazminat ve iş güvenliği gibi özlük haklarını önemseyecek, bu konuları devlet politikaları ile güvence altına alacağız.
- Doğum zamanı kadınları destekleyecek, hak kayıplarının önüne geçeceğiz. Doğum iznine ayrılmış ve kanuni süre içinde işine dönememiş veya işinden ayrılmak zorunda kalmış kadınların işe dönüşlerini destekleyecek, kolaylaştırıcı teşvikler sağlayacağız.
- İşe alımlarda ayrımcılığa izin vermeyecek, cinsiyetçi soruları tamamen kaldıracağız.
- Kadınların iş bulmasını destekleyecek meslek edindirme, dijital ve teknik beceri eğitimlerini çeşitlendirecek ve yaygınlaştıracağız.


Yorum bırakın