Öğretmenlerin yaşadıkları sıkıntıları göreve geldiğim günden beri titizlikle takip ettiM, düzenli olarak öğretmenlerle ve ilgili sivil meslek kuruluşlarıyla bir araya gelerek seslerini duyurmaya gayret ettim.
KPSS, Mülakat ve aile birliği konularındaki derin mağduriyet ve haksızlıkların olduğunu görüyorum. Öğretmenlik Meslek Kanunu konusunda da çok değerli öğretmenlerle istişare ettik, onlardan gelen değerlendirmeleri inceledik.
Öğretmenlik Meslek Kanun teklifi inceleyen öğretmenlerin yaşadığı hayal kırıklığı tarif edilemez, çünkü bu teklif;
Öğretmenlerin çalışma ve yaşam koşulları, mesleğin itibarı gibi alanlardaki kritik ihtiyaçları yeterince dikkate alınmıyor ve öğretmenlerin iyi olma hâlini olumsuz etkileme riski olan, ceza odaklı düzenlemeler barındırıyor. Oysa bu ceza sistemiyle öğretmenlerin mesleğe olan adanmışlıkları ve çocuklara karşı sevgisi cendere altına alınacaktır.
İlk olarak Öğretmenlik Mesleği Kanunu’nda önümüze gelmesini beklediğimiz, daha da çok öğretmenlerin umduğu ama ne yazık ki meslek kanunu teklifine dahil edilmemiş birkaç konuya değinmek istiyorum;
· Öncelikle, Öğretmenlik Meslek Kanunu diyorsak, bu kanun teklifi tüm öğretmenleri kapsamalı, kadro ve statü ayrışmasını kaldırmalı, ancak buna dair bir ibare yok.
· Özel öğretim kurumlarında görev yapan öğretmenlerin taban maaş hakkı ve özlük haklarının güvence altına alınması, bunca özel eğitim kurumu varken ve bu özel kurumlarda sömürülen bunca öğretmen varken elzemdi, ancak yine gerekli düzenlemeyi göremiyoruz.
· Sözleşmeli ve kadrolu öğretmenlik arasındaki hak farklılıklarının ortadan kaldırılmasını da beklerdik teklifte.
· Ücretli öğretmenlik uygulamasının hem öğrencilerin hem de öğretmenlerin iyi olma hâli için sonlandırılması da beklentiler arasındaydı, ancak kanun teklifinde yer almamış…

MÜLAKAT MESELESİNE GELİRSEK
Sözleşmelı̇ Öğretmen İstı̇hdamına İlı̇şkı̇n Yönetmelı̇k’e göre atamalar sözlü sınav başarı üstünlüğüne istinaden, “KPSS puanının %50’si ile sözlü sınavdan alınan puanın %50’si” referans alınarak belirleniyordu. Kanun teklifi doğrudan mülakattan bahsetmiyor, AMA teklife göre sözleşmeli öğretmenler için bir sınav şartı konmazken, yönetici adayları görevlendirilirken “yazılı ve/veya sözlü sınavlardan” geçirilecekler deniyor. Yani bir belirsizlik söz konusu.
DESTEKLER
Ve en önemlisi;
Öğretmenlere kira desteği verilmesi, maaşlarda iyileştirme, ek ders ücretlerinde artış, şube ve millî eğitim müdürleri ile müdür yardımcıları ve müfettişlerin tazminatlardan faydalanması gibi düzenlemeler de kanun taslağında olması beklenen ama yer verilmeyen konu başlıkları olarak yerlerini aldı.
Şimdi de teklifin geneline dair bir değerlendirme yapalım;
MİLLİ EĞİTİM AKADEMİSİ
Mevcut düzende, öğretmen yetiştirme Yükseköğretim Kurulu’na (YÖK) bağlı öğretmen yetiştiren kurumların yani üniversitelerin yetkisindedir. Bunu çok önemli buluyorum; Millî Eğitim Akademisi’nin kuruluşunda eğitim fakültelerinden resmi görüş alınmaması, eğitim fakültelerinin işlevsizleşmesini beraberinde getirebilir. Mevcut öğretmen yetiştirme deneyiminin, kültürünün ve akademik birikiminin ortadan kaybolmasına sebep olabilir. Yükseköğretim ile ilk ve ortaöğretim arasındaki tartışılan uyumsuzluğu daha da derinleştirebilir.
MESLEK İTİBARI
Öğretmen adaylarının mezuniyet sonrasında akademilerde çok düşük maaşlar alacak olması, akademi sonrasında ise atandıkları takdirde yine sözleşmeli öğretmen olarak istihdam edilecek olmaları, öğretmen yoksulluğunu derinleştirme ve mesleğin çekiciliği ile itibarını azaltma riskini taşıyor. Bunun meslek itibarını daha da düşüreceğini açıkça görmek mümkün. Meslek Kanunu yaparken bir mesleğin, hem de kutsal bir mesleğin itibarını daha diplere sürüklemek kabul edilemez! Akademi dönemine ve ilk atamaya ilişkin düzenlemeler, halihazırda yeni atanan öğretmenler özelinde tartışılan mesleki motivasyon, aidiyet ve iyi olma hâli tartışmalarını da ayrıca büyütüyor.
ÖZEL OKUL KOŞULLARI
Özel okullar nezdinde çokça tartışılan “taban maaş hakkı” gibi haklara da erişimleri düzenlenmemiş olacak. Bu, özel okullarda çalışan öğretmenlerin sıkça dile getirdiği mali sorunların ve özel ve kamu kurumlarında çalışan öğretmenler arası eşitsizliklerin devam edeceği anlamına geliyor.
SÖZLEŞMELİ KADROLU AYRIMI
Sözleşmeli ve kadrolu öğretmenlik arasındaki hak farklılıkları ortadan kaldırılmadı. Sözleşmeli öğretmenlerin en çok altını çizdikleri ihtiyaçlarından biri aile birliği hakkıdır. Yeni kanunda yer alan “(2) Sözleşmeli öğretmenler, can güvenliği ve sağlık mazeretleri hariç olmak üzere, üç yıl süreyle başka bir yere atanamaz.” ifadesi bu hakkın sözleşmeli öğretmenlere tanınmayacağı anlamına geliyor.
ÜCRETLİ ÖĞRETMENLİK
Ücretli öğretmenlik uygulaması sonlandırılmadı. Ücretli öğretmenler saat başına ücret alıyor, tatil dönemlerinde ücret alamıyor ve asgari ücretin altında, çok sınırlı özlük haklarla çalışıyorlar. Ayrıca, ücretli öğretmenlerin eğitim fakültesi mezunu olma zorunluluğu bulunmuyor, önlisans ve açıköğretim mezunları belirli branşlarda ücretli öğretmen olabiliyor. Bunu da meslek itibarı ve liyakat açısından ne kadar sorunlu bulduğumuzu belirtmek isterim.
Disiplin cezaları kanun teklifinin getirdiği en kapsamlı düzenlemelerdendir; 18 sayfayı biraz aşan teklifin dört sayfasından fazlasının disiplin hükümlerine ayrıldığı görülüyor. Teklifte disiplinin bu denli geniş yer bulması, kanunun öğretmeni cezalandırma aracı olarak yorumlanmasına sebep olabilir. Ayrıca, suç teşkil eden durumların muğlak ve objektif olarak değerlendirilemeyecek “hayâsızca hareketler” gibi ifadelerle tanımlanmış olması, cezaların keyfi ve adaletsizce verilmesinin yolunu açabilir.
Son olarak;
Kanun teklifinde, atama bekleyen öğretmenlere, öğretmenlerin yaşam ve çalışma koşullarına, özerkliğine, emekliliğine ve meslek etiğine dair düzenlemeler bulunmuyor.
Açıkça görülüyor ki ek yasal düzenlemelere duyulacak gereksinim kanun teklifinin mevcut hâliyle yeterli olmadığını ortaya koymaktadır. Teklif bu haliyle asla Genel Kuruldan geçmemeli, ülkemizin geleceğini kuran, değerli öğretmenlik mesleğini hak ettiği biçimde en iyi ve hakkaniyetli meslek kanunuyla taçlandırmak üzere gerekli geniş kapsamlı çalışmalar süratle, ama dikkatle devam etmelidir.
Bir kez daha tüm öğretmenlere sonuna dek yanlarında olacağıma dair sözümü tekrarlıyorum!


Yorum bırakın