EMEKLİ’nin heba olan emekleri

Emeklilik kavramı, sosyal devletin en önemli karşılıklarından biri.

Düşünün yaşamınızın en sağlıklı, verimli yıllarını çalışarak, üreterek geçiriyorsunuz. Kendiniz geçinirken bir yandan ülkenizin, çalıştığınız kuruluşun, kurumun bekasını sağlayan bir emek ortaya koyuyorsunuz. Bunun karşılığında her ay peyderpey prim ödeyerek güçten düşüp, dinlenmeye ve bakıma ihtiyacınız olacak yıllara bir hazırlık sağlayacağınıza inanıyorsunuz. Şansınız varsa sağlıklı ve refah içinde bir yaşlılık eşliğinde hep yapmak isteyip vaktinizin olmadığı o güzel şeylerin hayallerini kuruyorsunuz.

Sosyal devletin görevi; sizin bu hayali kurmanıza ve gerçekleştirmenize imkânı vermek, ortam oluşturmaktır.

Peki 2024 EMEKLİLER YILI ilan edilen ülkemizde durum ne?

Emekli maaşlarında Avrupa sonuncusuyuz.

Türkiye’de 10 bin liralık emekçi maaşı 304 Avro‘ya denk geliyor.

Almanya’da bu rakam 1.840 Avro, İrlanda’da 1.910 Avro, Lüksemburg’ta ise 2.508 Avro, yani 81.760 TL

Oysa şu an Türkiye’de

·         Açlık Sınırı 17.725 ₺

·         Yoksulluk Sınırı 57.736 ₺

Sosyal devletin sağlayacağı sağlıklı bir emeklilik hayalinden ışık hızıyla uzaklaşan milyonlarca insan değil gün yüzü görmeyi, karınlarını doyurma şansından bile mahrum kaldılar. Asgari ücretin genel geçim rakamına dönüştüğü ülkemizde çocuklarının kendi ailelerini geçindiremediği, hatta parasızlıktan aile kuramadığı bir düzende emeklilere yardım edecek çocukları da olmayacak. Herkesin kendi yağıyla kavrulmak zorunda kaldığı bu düzende sorun, kimsenin kendi yağının da kalmamış olması!

Sayın Cumhurbaşkanı “2024 emeklilerin yılı olacak” derken, bu yıl çekecekleri acıyı asla unutamayacaklarını kastediyor olmalı diye düşünüyorum. Kemer sıkma politikası gütmenin ötesine geçen ve halktan yardım bekleyen bu anlayış, istediği yardımın insanlardan aslında “canını” isteme noktasına dayandığını artık görmeli. Maaşının büyük kısmı ilaçlara kesilen, 65 yaşından sonra geçinmek uğruna hafta tatili bile olmayan güvencesiz işlerde çalışmak zorunda kalan emekliler için bir çözüm sağlamak iktidarın boynunun borcudur.

Niye?

Çünkü ‘Emekli maaşı asgari ücretin en az %110’u kadar olur’ maddesini 2008 yılında iktidardaki AKP kaldırdı. Emekli aylığı 2003’de asgari ücretten %47 fazlayken şimdi bunun çok altında. Zira 2008’de emekli aylığı hesaplama sistemi değiştirilmesiydi bugün maaşları yaklaşık 25.000 TL olacaktı.

Kayıt dışının, kara paranın her yanı sardığı bu sistemde emeklinin ayakta kalmak için çalışmaya devam etmek dışında bir şansı yok, ancak sağlığı buna elvermeyen emekliler ne yapacak? Piyasacı yaklaşımın koruduğu sanayiciler ve KKM (Kur Korumalı Mevduat) denilen ülkeyi batırma projesinde parası olan mevduat sahipleri kendilerini garanti altına alırken çoğunluğu oluşturan halkın yaşamla cebelleşmesine seyirci kalınması büyük bir bedel getirecek. Amerika Birleşik Devletleri 2008 krizinde piyasayı korumak için halkın mortgage borçları altında perişan olmasının bedelini iki dönem sonra büyük bir siyasi çalkantıyla ödemişti. Donald Trump seçimi tam da bu söylemle kazanmıştı, insanlara hükümetin onları görmezden gelip piyasayı koruduğunu üzerine basarak anlatıyordu. Her ne kadar ironik olarak Trump da piyasanın göbeğindeki isimlerin başında gelse de bu siyasi söylem insanların ona destek vermesine imkân hazırladı. Şimdi de durum farklı görünmüyor.

Tüm insanların, ama en çok da hayatı boyunca çalışıp “emek emek” ödediği primlerin insanca bir yaşam sunması gerektiği emeklilerin, ömürlerinin son çeyreğinde “yaşadım” demelerini sağlamak devletin bir ödevidir. Devlet adına yapılmayan tüm tasarruf tedbirlerinin alınması ve bu insanlara haklarının teslim edilmesinin zamanı geldi! Emekli maaşlarının hesaplanma kuralı yeniden güncellenmeli, tedbirler alınarak tasarruflar emekliye ödenmelidir!

Yorum bırakın